Bir acayip ülke bizimki. Şehir/semt isimleri mesela. SolFaSol otobüsüyle insanıyla baya baya Ankara'nın gayri resmi semti gibi.
Taksim demişler İstanbul'un göbeği neymiş efendim şimdiki Fransız Konsolosluğu'nun arkasında bir sarnıç varmış İstanbul'un suyu burdan taksim edilirmiş. Beyoğlu'na hiç girmiyorum adı üzerinde.
İstanbul'dan yola çıkıp Tekirdağ Edirne tarafına giderseniz tabelalarda "B.Karıştıran" ismini görürsünüz. Ney lan B.Karıştıran burun mu? Burun karıştıran mı orası? Hayır efendim ne alakası var Büyük Karıştıran. O yol üzerinde devam ederseniz de Çorlu'ya gelirsiniz ülkenin kırk ilinden daha büyük ilçe Çorlu. Çorlu mu hastalıklı , dertli demek. Hayda! Koca şehrin ismine bak.
Yine İstanbul'a dönersek Moda semti. Anadolu yakasında Kadıköy'ü geçince sakin bir yer. Demek o zaman o moda'ymış deyip susuyorum.
Manisa Kırkağaç'ta Gelenbe diye bir köy var. Gelenbe Köyü.
Samsun'da Vicikler Köyü
Ordu'da Gülburnu.
Amasya'da yola yakın diye Yolyanı Köyü. Yine Amasya'da Moramul, Mönek, Heniske Köyleri
Trabzon Akçaabat'ta Dürpinar var ki aslı Gürpınar'dır.
Gümüşhane'de Dayısı Köyü var mesela çünkü ordaki insanlar birbirlerine "dayısı" diye hitap ederlermiş.
Liste uzayıp gidiyor cancağzım okur. Eğer buralara kadar geldiysen sana bir soru: Türkiye'de adı ilk kurulduğu zamandan beri hiç değişmemiş bir yer var, burası neresi? Merak etme ünlü bir yer ama google'a sormadan :)
Rakı... Meyhane...
Yok yok sil bunları bunlar değil.
Şimdi ne yapar kim bilir? Kim bilir ne var aklında veya kim var?
Rakı..
Gizlenip bir köşede bekledim. Geldi geçti önümden. Görmedi. Kalabalık caddenin on iki dilencisinden biriydim. Aklına gelmedi aşağı bakmak. Hep yukarı bakmadığı için söylenirdim. Aferin.
Ev.Gündüz.İç.
Birazdan bitecek. Kalkıp dizlerinden beni uğurlaman için arabana bineceğiz. Benim evimden beni uğurlayacaksın.
Otogar.Akşam.Dış.
Soğuk, üşüme. Hadi git sen.
Bir Kadını Beklemek
Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek
Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek
Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek
Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…
Ataol Behramoğlu
Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda
Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek
Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın
Bir akşamı geçecek
Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın
belki de
Bir kadını geçecek
Bir kadını bekliyorum
Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…
Ataol Behramoğlu
Mutsuz
Ben de pek konuşmam ama ben suskun olunca insanlar bana hep "neyin var ?" diye sorar sanki hep bir şeyim olmak zorundaymış gibi.
Sanki sessiz olanlar hep mutsuzmuş gibi.
Bende Özledim'den
Seni Saklayacağım
seni saklayacağım inan
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın.
Özdemir Asaf
yazdıklarımda, çizdiklerimde,
şarkılarımda, sözlerimde.
sen kalacaksın kimse bilmeyecek
ve kimseler görmeyecek seni,
yaşayacaksın gözlerimde.
sen göreceksin, duyacaksın
parıldayan bir sevi sıcaklığı,
uyuyacak, uyanacaksın.
bakacaksın, benzemiyor
gelen günler geçenlere,
dalacaksın.
bir seviyi anlamak
bir yaşam harcamaktır,
harcayacaksın.
seni yaşayacağım, anlatılmaz,
yaşayacağım gözlerimde;
gözlerimde saklayacağım.
bir gün, tam anlatmaya..
bakacaksın,
gözlerimi kapayacağım..
anlayacaksın.
Özdemir Asaf
Sıcak Şarap
Kadehler: İki tane, birazdan şahit olacakları her şeye hazırlar.
Elma: Kabuğu ve vitamini ile rendelenmiş.
Defne Yaprağı: Nerede olduğumuzu unutalım Akdeniz'i, Ege'yi hatırlayalım diye var. Denizi özleyenler için.
Tarçın: İstanbul'u anlatan Rum filminde de söylendiği gibi: "Tarçın kadın gibidir. Hem acı hem tatlı." Aslında karışıma rengini, kokusunu veren tarçındır, kadın gibi.
Tarçın kimseyi yalnız bırakmaz.
Şarap: Tarçın nasıl kadınsa şarap insanın kendisidir.
Kat karıştır. Kaynamadan al.
Ben
Yeni kitaplar okuyorum. Bilmediğim yerlere gidip kayboluyorum. Karların üzerinde uyumayı seviyorum. Nilüfer dinliyorum. Misafir kabul ediyorum. Susuyorum. Seviyorum. Bira içiyorum. Rakıya saygı duyuyorum. Kaktüse su veriyorum. Balıkların suyunu değiştiriyorum. Uyuyorum. Uyanıyorum. Daha az yazıyorum daha çok okuyorum. Daha çok konuşmayı istiyorum. İşleri erteliyorum. Telefon ediyorum. Mesaj yazıyorum. Yazdıklarımı siliyorum. Unutuyorum. Taş plaklar alıyorum. Nefes alıyorum. Memleketi özlüyorum. Eski şarkıları daha çok seviyorum. Orhan Gencebay dinlerken neden gözü dolar insanın bilmiyorum.
Bira
Aklım gibi karmakarışık bir odadayım. Etrafta bana ait bir şey yok. Yerde oturdum bir şeyler yazmaya çalışıyorum karanlıkta kağıdın bittiğini fark etmeden. Zihnim aptal akvaryum balıkları gibi oradan oraya atlıyor sürekli ve bir öncekini unutuyor durup dururken. Yan odadan bir kadın sesi geliyor hatta belki iki kadın aynı şarkını farklı kısımlarını söylüyorlar. Yarım kalmış bir puro var elimde bir zamanlar bir şeyleri kutlamak için almıştım ama ne olduğunu unuttum. Puroyu yakmak için gece yarısı olmasını bekliyorum 2 dakika ve bir kaç saniye zamanı var. Bekliyorum sadece. "Bu dertle ölsem, yanmam." Böyle dedi kadın şarkının bir yerinde gerçekten bu dertle ölmeli miyim? Ne ara ölmeye geldi konu? Dur dur bu değil dur. Özlemek.. Ölmek.. Benzer şeyler sanki.
MASA DA MASAYMIŞ HA
Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu.
Edip CANSEVER
Nilüfer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)