Ben

Yeni kitaplar okuyorum. Bilmediğim yerlere gidip kayboluyorum. Karların üzerinde uyumayı seviyorum. Nilüfer dinliyorum. Misafir kabul ediyorum. Susuyorum. Seviyorum. Bira içiyorum. Rakıya saygı duyuyorum. Kaktüse su veriyorum. Balıkların suyunu değiştiriyorum. Uyuyorum. Uyanıyorum. Daha az yazıyorum daha çok okuyorum. Daha çok konuşmayı istiyorum. İşleri erteliyorum. Telefon ediyorum. Mesaj yazıyorum. Yazdıklarımı siliyorum. Unutuyorum. Taş plaklar alıyorum. Nefes alıyorum. Memleketi özlüyorum. Eski şarkıları daha çok seviyorum. Orhan Gencebay dinlerken neden gözü dolar insanın bilmiyorum.

Bira

Aklım gibi karmakarışık bir odadayım. Etrafta bana ait bir şey yok. Yerde oturdum bir şeyler yazmaya çalışıyorum karanlıkta kağıdın bittiğini fark etmeden. Zihnim aptal akvaryum balıkları gibi oradan oraya atlıyor sürekli ve bir öncekini unutuyor durup dururken. Yan odadan bir kadın sesi geliyor hatta belki iki kadın aynı şarkını farklı kısımlarını söylüyorlar. Yarım kalmış bir puro var elimde bir zamanlar bir şeyleri kutlamak için almıştım ama ne olduğunu unuttum. Puroyu yakmak için gece yarısı olmasını bekliyorum 2 dakika ve bir kaç saniye zamanı var. Bekliyorum sadece. "Bu dertle ölsem, yanmam." Böyle dedi kadın şarkının bir yerinde gerçekten bu dertle ölmeli miyim? Ne ara ölmeye geldi konu? Dur dur bu değil dur. Özlemek.. Ölmek.. Benzer şeyler sanki.

MASA DA MASAYMIŞ HA



Adam yaşama sevinci içinde  
Masaya anahtarlarını koydu  
Bakır kaseye çiçekleri koydu  
Sütünü yumurtasını koydu  
Pencereden gelen ışığı koydu  
Bisiklet sesini çıkrık sesini  
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu  
Adam masaya  
Aklında olup bitenleri koydu  
Ne yapmak istiyordu hayatta   
İşte onu koydu  
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu  
Adam masaya onları da koydu  
Üç kere üç dokuz ederdi  
Adam koydu masaya dokuzu  
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında  
Uzandı masaya sonsuzu koydu  
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür  
Masaya biranın dökülüşünü koydu  
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu  
Tokluğunu açlığını koydu.  
Masa da masaymış ha  
Bana mısın demedi bu kadar yüke  
Bir iki sallandı durdu  
Adam ha babam koyuyordu. 
 
Edip CANSEVER

Nilüfer

Bu şarkıyı üst üste dinlediğim geceyi hatırlıyor musun Garip? Hatırlamaz mıyım, yarım bardak çay yüzünden geceyi sabah etmiştin. Sahi yarım bardak çay yüzünden miydi? Değildi Garip. Şarkı yüzünden de değildi neydi? Uzun zaman önceydi Garip. Geçmeyen yaralar gibiydi. Kanayan. Kanayan. Kanayan.