Canım;
Öyle güzel duruyorsun ki karşımda şimdi. Hatta yirmi üç yıldır "öyle güzel duruyorsun ki karşımda". Hiç değişmeden, hiç eksiltmeden sevgini. Ve ben tıpkı ilk gün, hani o beni ilk kucağına aldığında gözgöze geldiğimiz anda ki gibi çok seviyorum.
Zaman geçiyor, biz bile artık büyümeyi geçtik yaşlanmaya başladık. Artık evde bile değiliz senin doğum günlerinde. Olsun, ne fark eder ki; onlarca, yüzlerce, binlerce kilometre bile olsa n e f a r k e d e r ? Biliyorum, çünkü hissediyorum. Bir sıcaklık, bir coşku var sen varken içimde ve bir öğüt: " aman oğlum dikkat et!" ediyorum anneciğim. Tam yirmi üç yıldır her dediğine dikkat ediyorum.
Yirmi üç yıl, dile kolay değil mi? İlk heyecanın nasıldı? İlk adım attığımı görmen, ilk kez sana seslenmem nasıldı ? Ateşler içindeyken gece- gündüz başımda beklemen. Yirmi üç yıldır her gün beni düşündün. Ben hayatta hiç aşamayacağım zorluk yaşamadım biliyor musun? Hep yanımda oldun, hep hissettim varlığını.
Canım Annem,
İyi ki doğdun, iyi ki varsın.
Giden
Hep gidenim ben . “ Görüşürüz “ diyemem. Biliyorum görüşemeyiz bir daha. Bir seri katilim ben.. Arkamda ne aşklar ne arkadaşlıklar ne insanlar bıraktım. Bir damla gözyaşı akıtmadım bakıpta arkama. Dedim ya ben yalnızca gidenim. Hayatım bu benim sırt çantası bile bazen fazla gelir aklımdaki yüklere. “Kendine iyi bak” da diyemem. Umrumda değil çünkü neye nasıl baktıkları. Bana ne? Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı var derler. Ona hiç inanmam. Kahve fincanı yıkanınca biter her şey çünkü artık yeniden kullanıma hazırdır o, artık başka birinin kırk yılına. Kimseyle paylaşamam fincandaki kırk yılımı.
Hep alır başımı giderim ben. “ Geri geldim “ demedim. Hiç düşünmedim arkamda ne kaldığını..
6.7.10--3.55
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)