İç Sesler


EFSUN: -Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın, nüksederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın..

CAN: -Madde mi ağır mana mı?

EFSUN: -maddeyi ağırlaştıran manalar..

CAN:-şimdilik ölene kadar hayattayız, manalara da maddelere de gelmişe de geçmişe de

EFSUN: -gelecek de geçecek bir gün hayat hayat olalı kimse için durmayı bırakmamışken ben yaşamaya devam ederim

CAN: -zaman yalan. inan bana en büyük yalan. bir saatin doğruluğunu başka bir saat tescil etmez mi? zaman yalan. bir düşünsene hangi zaman diliminde aşıklar için gün doğmayı erteledi veya ne "zaman" çabucak sabah oldu ölmekten korkan ağır bir hasta için.

EFSUN: -korkmak ? kalbindeki ağırlaşmış atma hissini beynin tam ortasın hissederken , sımsıkı sarılmışken nefesine onu bırakmak istemiyorken tam olarak hissettiğin şey mi o duygu ?

CAN: -yavaşlamışken damarlarımda dolaşan sıvı dünya namına gördüğüm son şey korkularım olabilir mi? diğer normal insanların hayatları film şeridi misali geçerken gözleri önünden neden sorarım neden aynı anıya takılmış olabilirim. yalnızlık ağır basmışken sessizlik neden?

CAN: -iyi geceler

EFSUN: -yalnızmışım o kalabalıkta , kaldırımlarda kendi ayak seslerimi dinlerken yorulmuşum ! iyi bir gece mi sen dilediğin için belki ancak bana kalırsa her gece aynı her gece sessiz ve en sonunda nefessiz


CAN: -bir pencere aç kendine yeni eski fark etmez nefesini soğut hatta son damlasına kadar kendini


EFSUN: -o kadar soğumuş ki ben,kendim.. açılan pencerede ki çarpan soğuk fayda etmiyor donmuş bedenime.

CAN -donmak.. ölmelerin en güzeli.. ruhu serbest kalmış küçük kız çocuğunun aptal gülümsemesi gibi donmak.

(Teşekkürler Efsun ) 

Atilla Atalay Blog: ÇIT... GÜLE GÜLE METO!

Atilla Atalay Blog: ÇIT... GÜLE GÜLE METO!:     "bir çift kanattınız hüznün rüzgarlarında dağılıp gitti melekleriniz beyaz'ın öte dağlarında ağlasın ardınızdan, bir ağızdan, b...

Kimi Sevsem Sensin


kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

Attila İLHAN

Balada Triste De Trompeta



      
Aşk, savaş, mutsuz palyaço, absürtlük, romantizim, kara mizah, şiddet ve daha fazlası bu filmde 

Oralet


                Cumartesi sabahları spor niyetine işe gelenlerdeniz. Koca fabrikada üretim yok ama nerdeyse bütün idari kadro burada. Tam bir saat ve yedi dakikadır masada oturmuş bilgisayarın faresiyle ekrandaki nesnelerin yerini değiştiriyorum. Arkadaş masamı falan toplayayım desem zaten akşam toplayıp çıkıyorum masanın üzeri boş.
         İnternet desen zaten birçok siteye giriş yasak bu da ayrı bir saçmalık zaten. Neyse saat 09:26 şu an ben iki gibi çıksam işten bir saat eve ulaşmakla geçer. Yok lan dur saat daha 9 buçuk bile değil ben bir saatte eve gitmenin planını yapıyorum. “e ne yapayım? Ben plan yapmazsam zaman daha çabuk mu geçecek?” “ Ya öyle demedim şu ana yoğunlaş yapacak bir şey bul.” Azıcık uzaklaş iç ses. Şurda oturum yazıyorum bir de sen gelme araya.
         Çalışırken –ya da boş otururken- saatle göz göze gelmemeye çalışırım. Zamana esir olmayayım diye. Neticede herkese olan bana da oluyor saate bakıyorum aradan zamaaaaan geçti diye bir daha bakıyorum meğer beş dakika olmuş. Hadi ben gene iyiyim sadece bilgisayarımdaki saatten kaçsam yetiyor. Saatçiler ne yapsın? Belki bundandır dükkandaki bütün saatlerin doğru zamanı göstermemesi.
         Şöyle afili bir söz yazayım dedim hazır zamandan bahsediyorken. Ne mal adammışım ben önce “zamane piçleri” geldi aklıma bir de “zaman her şeyin ilacı” bok ilacı. Zamanı geçiremiyoruz biz neye ilaç olacak. Sevmiyorum abi bazı lafları zaman her şeyin ilacı-ymış peh! Al bir tane daha “hayırlısı” ne hayırlısı? Ben sana oturmuş onca şey anlatmışım bana gelmiş, hayırlısı. Tamam, anlıyorum dinlemek istemiyorsun cevap verecek bir şey bulamadın mal gibi oturdun dinledin de, sonuç? Hayırlısı be abi! Lan iki satır muhabbetten kaçmak için kuramadığın cümleye bak.
         Oturdum hem yazıyorum hem oralet içiyorum. Oralet iyidir, candır. Bence oralet ayrılmak üzere olan sevgililerin son içeceği olmalı. Tadı damağa yapışmalı, eski günleri anımsatmalı. Hatta o kadar eski ki bu genç arkadaşlar çocukluklarına kadar gitmeliler. Bir ihtimaldir ki ayrılmazlar.
         İş yerinde sıkılan bir adamın yazdıklarını okudunuz. Size ne kazandırır bilinmez ama bana sadece 20 dakika geçirmem konusunda yardımcı oldu. Bitti. 

Son Yarım Şişeden Kalan

Dur böyle karşımda tüm çıplaklığıyla ruhun ve sen. Yeni bitirdik yarım şişe kırmızıdan kalanları. Seviyorum bu halini. Şimdi bıraksam çıkıp balkona tüm şehre haykırırsın  sarhoşluğumuzu. 


Sevgilim, 


Ben en çok "bu sabah tersimden kalktım" dedikten sonra yeniden uyanmak için yanıma gelmeni seviyorum.