Sıcak Şarap
Kadehler: İki tane, birazdan şahit olacakları her şeye hazırlar.
Elma: Kabuğu ve vitamini ile rendelenmiş.
Defne Yaprağı: Nerede olduğumuzu unutalım Akdeniz'i, Ege'yi hatırlayalım diye var. Denizi özleyenler için.
Tarçın: İstanbul'u anlatan Rum filminde de söylendiği gibi: "Tarçın kadın gibidir. Hem acı hem tatlı." Aslında karışıma rengini, kokusunu veren tarçındır, kadın gibi.
Tarçın kimseyi yalnız bırakmaz.
Şarap: Tarçın nasıl kadınsa şarap insanın kendisidir.
Kat karıştır. Kaynamadan al.
Ben
Yeni kitaplar okuyorum. Bilmediğim yerlere gidip kayboluyorum. Karların üzerinde uyumayı seviyorum. Nilüfer dinliyorum. Misafir kabul ediyorum. Susuyorum. Seviyorum. Bira içiyorum. Rakıya saygı duyuyorum. Kaktüse su veriyorum. Balıkların suyunu değiştiriyorum. Uyuyorum. Uyanıyorum. Daha az yazıyorum daha çok okuyorum. Daha çok konuşmayı istiyorum. İşleri erteliyorum. Telefon ediyorum. Mesaj yazıyorum. Yazdıklarımı siliyorum. Unutuyorum. Taş plaklar alıyorum. Nefes alıyorum. Memleketi özlüyorum. Eski şarkıları daha çok seviyorum. Orhan Gencebay dinlerken neden gözü dolar insanın bilmiyorum.
Bira
Aklım gibi karmakarışık bir odadayım. Etrafta bana ait bir şey yok. Yerde oturdum bir şeyler yazmaya çalışıyorum karanlıkta kağıdın bittiğini fark etmeden. Zihnim aptal akvaryum balıkları gibi oradan oraya atlıyor sürekli ve bir öncekini unutuyor durup dururken. Yan odadan bir kadın sesi geliyor hatta belki iki kadın aynı şarkını farklı kısımlarını söylüyorlar. Yarım kalmış bir puro var elimde bir zamanlar bir şeyleri kutlamak için almıştım ama ne olduğunu unuttum. Puroyu yakmak için gece yarısı olmasını bekliyorum 2 dakika ve bir kaç saniye zamanı var. Bekliyorum sadece. "Bu dertle ölsem, yanmam." Böyle dedi kadın şarkının bir yerinde gerçekten bu dertle ölmeli miyim? Ne ara ölmeye geldi konu? Dur dur bu değil dur. Özlemek.. Ölmek.. Benzer şeyler sanki.
MASA DA MASAYMIŞ HA
Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kaseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu.
Edip CANSEVER
Nilüfer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)