ABCDEF

Hayat bir film sahnesi değildir. Gerçek aşıklar ellerinde çiçekle rengi yeşil apartmanların önünde oturup kıvırcık saçlı "O" kız gelsin diye beklemezler.

Soğuk - gerçekten soğuk- bir bira ve Neşet Ertaş yeterlidir o son satırları yazıp göndermek için. Bunlar aslında bahanedir. O satırı yazmak için kaç kez aynı şarkıyı dinlediğin veya kaç promil alkol yüklendiğin kimsenin umurunda değildir.

( İyi düşün yazarken. Yani düşün derken önce ilk aklına gelenleri yaz. Sonra aklından çıkarman gerekenleri sil. Kalanları yeninden düşün. Efsunlanmış gibi durmadan yazdığını zannediyorsun ama kağıt boş. İki seçeneğin var ya "O" aklından çıkacak ya da yazmayacaksın. "O" olmasa yazar mısın? "O" olmadığı için mi yazıyorsun? Bunlar karışık şeyler. İlk iki paragrafta neyden bahsediyordun? Oraya dön. )

Hayat, diyordu bir film sahnesi değildir. Aslında hayat hiç bir bok değildir. Elinde hem zaman da hem de uzayda seyahat edecek bir kutu olsaydı hayat gerçekten ama gerçekten fütursuzca yaşanabilirdi. Ne yazıktır ki yok. Tam da bu yüzden her şeyi bir kenara bırakıp düşünmek lazım. Şimdi veya hiç. Çünkü zararın neresinden dönersen kardır diye bir şey yok.


Yazamıyorum. Bir yere bağlayamadım. paragraflar arasında atlıyorum. Kafam çok dağınık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder