Biraz şarap..
Kitap.
Müzik. - Kesin Ceylan Ertem'dir.
Turgut Uyar.
Sigara.
Akmayan cümleler.
Okumadığını bildiğim yazılar.
Issız adaya düşmüş adamın sadece sevdiği kadının eline geçmesini umarak denize bıraktığı şişenin içindeki not.
Sevgili Funda
Bir kaç sene oldu ben bloga başlayalı. İlk planım gezdiğim yerleri yazmaktı arada sırada başka şeyler de yazacaktım. Fotoğraflara başladım yine yazdım bi ara hepten fotoğrafa döndüm. Sonra yine yazmaya başladım. Yazıp kaldırmak zorunda olduğum şeyler oldu ( sen eski kız arkadaşının tenini anlatırsan burdan olmaz tabi.) Neyse işte iki gün önce otuzbirbinküsür kez tıklandı bu alan. Okuyan, bakan, dinleyen arkadaşlar e-postayla, mesajla, yorumla hep bir şeyler yazdılar dün Funda hemen bu yazının altındaki başlık koymaya bile üşendiğim yazıyla ilgili bir yorum gönderdi. Şöyle ki:
"Senin yazılarını okurken böyle bir romanı ortasından açmışım da en güzel yerine denk gelmişim gibi oluyor çok güzel aktarıyorsun hislerini" dedi.
Bu zamana kadar aldığım en güzel tepkiydi bu. :)
Gece Biter Bir Kaç Saate
Ne zamandır kaleme kağıda yazmıyorum. Kısa kısa da olsa önce kağıda sonra bilgisayara yazardım ben hatta demiştim ki "Sen bilmezsin. Ben okuduklarının hepsini -okumadıklarını da- babamdan aldığım kalemle yazıyorum." Artık öyle değil. Değiştim.
Bilgisayarımdaki tüm şarkıları sildim mesela. İnternet üzerinden dinlemek daha kolay geliyor ama pişmanım eskiden hangi şarkıları dinlediğimi unuttum. Yeni şarkılarda zaten bi bok yok.
Neşet Ertaş çalıyor, Gönül Dağı, dolunay vardı ben eve girerken. Biraz bulut gelmişti önüne. Aptal bir film kahramanı olsam elimle temizlerdim bulutları. Dolunay herkese lazım.
Hesapladım. Odandan değil ama salondaki büyük balkondan bakarsan dolunayı tam olarak görebiliyorsun. Yere oturup izlemelisin.
Evinin salonundaki ilk geceyi hatırlıyor musun? Aynı günün sabahını.
Sabah doktora gitmeliyim. Sevmiyorum hastaneleri. İlaç kokusunu, hasta insanları, köşedeki çiçekçiden alınmış buketleri.
Gece bitecek bi kaç saate.
Bitsin.
Bilgisayarımdaki tüm şarkıları sildim mesela. İnternet üzerinden dinlemek daha kolay geliyor ama pişmanım eskiden hangi şarkıları dinlediğimi unuttum. Yeni şarkılarda zaten bi bok yok.
Neşet Ertaş çalıyor, Gönül Dağı, dolunay vardı ben eve girerken. Biraz bulut gelmişti önüne. Aptal bir film kahramanı olsam elimle temizlerdim bulutları. Dolunay herkese lazım.
Hesapladım. Odandan değil ama salondaki büyük balkondan bakarsan dolunayı tam olarak görebiliyorsun. Yere oturup izlemelisin.
Evinin salonundaki ilk geceyi hatırlıyor musun? Aynı günün sabahını.
Sabah doktora gitmeliyim. Sevmiyorum hastaneleri. İlaç kokusunu, hasta insanları, köşedeki çiçekçiden alınmış buketleri.
Gece bitecek bi kaç saate.
Bitsin.
Masa Şarap ve Bu Yazı
Masada bir şişe şarap ve boş bir bardak.
Şişe boşaldığında bu yazı da bitmiş olacak. (19:53)
Güzel şarkılar çalacak gece boyu.
En olunmadık şeylere güleceğim. (20:31)
Nara atarım belki.
İsmini söylerim sessizce. (20:37)
"ben insanım bu kaygılarım geçer,,
-yalan söyledim, geçmez değişir." T.U. (20:49)
En sert üç içkiden biridir Turgut Uyar (20:56)
Yareme tuz diye yakamoz bastım / Tek şahidim aydı. ( 21:12)
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.'.. Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış
hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimselerizin vermez yollarıma kuş konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
Şişe boşaldığında bu yazı da bitmiş olacak. (19:53)
Güzel şarkılar çalacak gece boyu.
En olunmadık şeylere güleceğim. (20:31)
Nara atarım belki.
İsmini söylerim sessizce. (20:37)
"ben insanım bu kaygılarım geçer,,
-yalan söyledim, geçmez değişir." T.U. (20:49)
En sert üç içkiden biridir Turgut Uyar (20:56)
Yareme tuz diye yakamoz bastım / Tek şahidim aydı. ( 21:12)
Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.'.. Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış
hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimselerizin vermez yollarıma kuş konmasına?
"Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
Nilgün Marmara
Simit
Sabahın dördünde kalktım -ki ikide eve gelmiştim-. Aynı sabahın yedisinde otobüse binmeliydim. Evden çıktığımda otobüsün kalkmasına tam bir buçuk saat vardı ve yağmur yağıyordu.
Otobüste gözümü açtığımda sisten dışarısını seçemedim. Saat epey olmuştu ama Ankara'ya hala üç saat yolum vardı. Uyu uyan uyu uyan Ankara'ya geldim neyseki.
"Dikkat: Yolun bundan sonrası hep iki kişiliktir."
Terminalde buluşma, Ankara simidi ve havaalanına giden otobüsteyiz. Kısa bir Ankara turu da biletlere dahil. Esenboğa Havalimanına koştura koştura girdik son anda öğrendik ki son iki yolcu biziz ve şanslıyız.
Ankara'nın yağmurundan çıkıp bulutları aşınca mis gibi bir hava aşağıda bulutlar istikamet Trabzon. Manzara şahane ama o kadar uykum var ki başımı koyunca omuzuna kestirmişim biraz.
Yeniden bulutların içine daldık Trabzon'da yağmursuz kapalı bir hava. Denizin üstüne alçal.. alçal sağımızda Trabzon. Tepelerde sis bulutları.
Trabzon'a ilk kez gelmiş gibi heyecanlıyız ikimizde. Sanki koşmazsak veya o anları ölümsüzleştirmezsek çarçabuk bitecek gibi.
Doğru Meydan'a. Alev, kırmızı bavulu ve ben Meydan'dayız. Birazdan Tolunay gelip bizi alacak artık eve gitmem lazım yorgunum, uykum var ve acıktım.
Biraz dinlendikten sonra yemek için dışarı çıktık. Tolunay rehberimiz istikamet Ercan Burger. Dev gibi hamburger patates, marul ve Akçaabat köfte. Yediğim en leziz hamburgerdi.
Trabzon'a gidersen Ganita'nın orda Emperial Çay Bahçesi'nin hemen altında Rıhtım Balıkçısı var. Dışarda üç beş masa sadece. Biz önce çay ve deniz için gittik ama uskumru şahane bir balık ve ordaki abi bu işi gerçekten iyi biliyor.
Ertesi sabah:
Çok erken olmasa da sabah kalkıp sahile indik. Yol boyu yürümek lazım mis gibi deniz. Denizin ortasında bekleyen bir gemi.
Üç hafta Trabzon'a gitme hayali kurup plan yapmayınca ne yapacağına da karar veremiyor insan. Seçenekler belli Boztepe, Atatürk Köşkü, Ayasofya Kilisesi yani hep şehir içi yerler. İçimize tembellik işlemiş sanki bir iki saat turlayıp eve geri dönüyoruz sonrası ağır uyku hali.
Trabzon'da gezmekle ilgili çok şey yazılabilir zaten bir çoğunu başka başka yerlerde okumuşsundur ama Trabzon'a gidersen Rıhtım Balık ve Ercan Burger'e git.
Kendine özgü, sadece Karadeniz mutfağı olmasın dersen Kalender var. İç mekan tasarımı, menüleri, yemekleri tek tek seçilmiş özenle sunulmuş. Soya soslu tavuk, Çerkes çorbası ve kabak tatlısı ilk sefer için favorilerim. Ha birde sabah on birden önce gidersen kahvaltı da var.
Kahvaltıya gelmişsek eğer Trabzon'daki son günümüzün bombası Cafe Nişantaşı. İki kişi için tek kişilik kahvaltı söylemeniz yeterli mis gibi kuymak sınırsız çay ve patlayana kadar yiyebilmek Öyle harika bir görüntü ve lezzet ki önce gözünü doyurman lazım.
Ertesi sabah yazdığına bakma dört güzel gün geçirdik Trabzon'da. Frida Kahlo'nun inanılmaz bir kadın olduğuna inandık bir akşam. Akşam eve girmeden havuç ve salatalık aramaya koyulduk. Sabah simit almak için en güzel yeri bulup sıcak sıcak yedik Trabzon simitlerini.
Trabzon'dan ayrılırken son isteğimiz Trabzon simidi oldu. Ankara'da otogarda elimizde Ankara simidi vardı, Trabzon'da Trabzon simidi. İki simit arasında gittik geldik.
Trabzon'un en güzel yanı insanlar, dostlar. Tolunay olmasaydı günün çoğunda pinekleyeceğimiz ev olmayacaktı Ercan Burger olmayacaktı. Aşkın olmasaydı Kalender ve Cafe Nişantaşı olmayacaktı, az rakı çok muhabbet olmayacaktı. Ve en önemlisi Alev gelmeseydi Trabzon'a gitmeyecektim. Sabah kalkıp sahilde yürümeyecektim. Rıhtım'daki Uskumru'yu tatmayacaktım.
30750
yazdım. sildim. aferin bana iyi bok yedim.
insanlar gelip geçti yanımdan yöremden. bitti gitti. hepsi.
eskiden mektup yazardım. Kaset doldururdum. uzun zaman önceydi.
çocuktum ama seni bırakıp giderken üzülmüştüm.
büyüdüm.
yi-
ne oldu aynısı.
-Rafet E. : Şu an son mektubun elimde.
Hatırladın mı?
komik değil.
insanlar gelip geçti yanımdan yöremden. bitti gitti. hepsi.
eskiden mektup yazardım. Kaset doldururdum. uzun zaman önceydi.
çocuktum ama seni bırakıp giderken üzülmüştüm.
büyüdüm.
yi-
ne oldu aynısı.
-Rafet E. : Şu an son mektubun elimde.
Hatırladın mı?
komik değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

