özlemek

Ne kadar zor biliyor musun "seni özledim" yazmak! Yokluğun korku filmi tadında rüyalardan uyanmak gibi. Sen yokken çıkamıyorum evden. Hatta sen gittiğinden beridir ilk defa bugün markete gitmek dışında evden çıktım sanırım. Her şey aynı. Sabah uyanıyorum bakıyorum sen yoksun gece sensiz uyuyorum. Hasta olup kıvrandığımda bile sesini duymak için yazdıklarını okumak için kalktım yerimden.

Hayır "seni özledim" demeyeceğim. Bugün buluşacaktık belki; uyuyacaktık, sinemaya gidecektik, fotoğraflarını çekecektim sonra tek tek bakıp birini seçecektim en güzeli bu demek için. Bugün uzaksın benden. Sonuna kadar okuyamadığım kitaplar kadar uzaksın.

Gün batarken gölgen vursa duvarlarıma. Alıp götürse beni senin olduğun şehirlere. Aynı şarkılar çalmasa kulağımda. Bir gün sabah gelişine uyansam yine. Heyecanla camda beklesem seni.

Senin şehrinde senden uzakta bir adamım ben. Yüzüne, sesine, kokuna hasret. Hayır, özledim yazmayacağım.

Geberiyorum özlemekten.

Özlem

"Mecnun söğüt leylanın toprağında yetişir. "
Şeyh Galip                                                              

Senin toprağında büyüyorum sevgilim. Seni büyütüyorum yazdıklarımda. Seninle büyütüyorum kafamdaki sesleri. Odamdaki her şeyi değiştirdim, yastığın dışında. Sensizliğimi unutturuyor bana kokun sinmiş her yanına. 

Küçücük bir deftere upuzun şiirler yazmak gibi bir şey seni özlemek. Yetmiyor sayfalar. 


Bahar

Bu sene baharın bu kadar geç kalmasının sebebi belki bugün yaşadıklarımdır.  Belki hayatımda ilk defa saniyeler kadar zamanı saydım. 

Tam şu anda baharın insanın içini hoş eden sıcağı gibi, elmalı-çilekli şeker tadında ve aklı bir karış havadasın. 

Seni izlemeyi, senin için bir şeyler yazmayı seviyorum. Belki Kafka, Milena'nın gözlerine bakıp bir şeyler yazamadı. Ben şanslıyım. Benim şansım sensin ve bahar benim yanımda. Rüzgar senin oturduğun taraftan esiyorken kokun doluyor her yanıma. 

Canım,

Kareli gömleğini sevdiğim.



15nisan15
Şehirdeki Çimenlik



Beni Güzel Hatırla

Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar...
Farzet ki bir rüzgardım
Esip geçtim hayatından
Ya da bir yağmur
Sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu...
Kaybolup gittim
Belki de bir rüyaydım senin için
Uyandın ve ben bittim....

Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben
Her şeyini....
Sana sırdaş oldum
Dost oldum koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa
El oldun aldırmadım...

Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana...
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
sessizce gittim...
Senden öncekiler gibi sen de
Anlamadın.....

Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar...
Gülüşümü....
Gözlerimi...
Sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka....
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda...
Ne ararsan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda....

Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı
Üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Alnından öptüğüm dakikaları......
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun?
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşan günleri ateşe veriyorum
Beni güzel hatırla
Gidiyorum.....


(Bir de şairini bilsem tam olurdu - bilen varsa yazsın şahane olur)

Sorun

Dışarıda şahane bir hava var çünkü bugün Nisan ayının birinci günü. Neyse ki odam güneş alıyor yoksa gerçekten haberim olmazdı. Bırak odayı yataktan çıkmak gelmiyor içimden. Hatta bırak yatağı duvarla yatak arasına girip yatasım var. -Lan yoksa bahar depresyonu böyle bişey mi?- Yok yok öyle değil. Bir yerde bir sorun var.

Mesela telefonda sorun var. Açıyorum. Mesajlara giriyorum. İsminin üstüne geliyorum. Baş parmağım kırılsın istiyorum olmuyor. 

Mesela youtube'da da sorun var. Bilmem kaç milyon tane şarkı yüklü sitede ben napıyorum geçmişte dinlediğim şarkıları sanki playlist yapmış gibi tekrar tekrar dinliyorum. 

Yine mesela kağıt ve kalemde sorun var. Oturup epik şiirler yazmak istiyorum tutup sana doluyor harflerim, engel olamıyorum. 

Örneğin pencereden giren ışıkta sorun var. Senin olmadığın odanın içinde hatıralarını aydınlatıyor. Deli oluyorum. 

Masanın üzerindeki kitaplarda sorun var hangi ara tüm Edip Cansever şiirlerini işaretledim lan ben. 

Kitapların üzerindeki saatli radyoda da (veya radyolu saat karar veremedim) bir problem var. Yaz saati uygulamasından haberi yok pezevengin zaten zaman geçmiyor bir de geride kalmış.

Neyse işte

sorun bende değil sende.  





Bir Daha Çal Sam




Yokluğunu her an hissedebiliyorum. Kolay değil. Cuma gecesini cumartesi sabahını sensiz geçiriyorum. Okuduğum kitapların kahramanı olarak seni seçiyorum. Işıkları söndürünce seni düşünüyorum. Bazı şarkıları seni hatırlamak için dinliyorum bitince başa alıyorum. Alkolden uzak duruyorum. Uzun yollarda yanımda olsa anlatacağım çok şey var diyorum. Gittiğim yerlerden hediyeler alıyorum. Oturup sana bir şeyler yazıyorum. 



                Tiyatro salonundaki boş tek koltuk benim yanımdaydı ve sen yoktun. 




Tekrar çal Sam, eğer o dayanabiliyorsa ben de dayanabilirim.

Sahi Neydi Adın?

Ben bunları yaşarken de yazarken de İbrahim Maalouf'dan Beirut çalıyordu kafamda siz de dinleyin. Sen de dinle. Hani hemen aşağıda Yüzyıl Bekleyecekler İçin Ümit Yaşar'ın Bekleyenler İçin şiiri var ya yalan o. Sen bana bunun yalan olduğunu öyle güzel ispatladın ki suç Ümit Yaşar'ın değil tabi seni bekleyenin. 

Hayatım boyunca hep bir şeyler okudum. Bilirim Türk Edebiyatı'nın kaybeden şiirlerini. Mesela Orhan Veli'nin Bakakalırım giden geminin ardından/ Atamam kendimi denizlere / Dünya Güzel /Serde erkeklik var/ Ağlayamam şiirini çok iyi bilirim. Bakakaldım arkandan usul usul geldim eve. Şimdi pisliği bok götüren bir odada arkandan yazıyorum. Tütünün zehrini çekip seni savuruyorum şu an. Dağılıp gidiyorsun odanın içinde tüm bunlar bitince pencereden çıkıp gidecek rüzgarın. 












Aptal şarkı hala kulaklarımda çınlıyor.