SESİMİ DUYAN VAR MI?
Hiç bir deprem anı yaşadınız mı? O uzmanlar dediği her şey o anda boş cümleler olur. Ne deprem çantaları ne kapı eşiklerine kaçmalar… Hiç birini yapamazsınız sadece kalakalmış bir vaziyette geçmesini beklersiniz. Depre(syon)m hali de böyle öylece geçmesini beklemekten başka bir çare yoktur. Ha birde ev – ya da hayat – tepenize çökerse iş bitti demektir. Birileri enkazın üzerinden seslenir:
“Sesimi duyan var mı?”
Sizde aşağıdan cılız sesinizle:
“Burdayım.”
Diye seslenirsiniz. Depremden 72 saat sonra enkaz kaldırma çalışmaları sonuç verir. Sizi üstünüz başınız toz toprak içindeyken bulurlar kırık kemikleriniz - ya da kırık kalplerinizle – birlikte… Sonra gözünüzü bir hastane odasında yoğun bakımda açarsınız. Birileri size yoğun bakarken siz onlara boş gözlerle bakarsınız. İçinizden geçen “bütün bunlar olurken neredeydiniz?” olur. Siz kırılıp dökülürken toza toprağa bulaşırken 72 saat..
Zamanı gelince yoğun yoğun bakmakta biter hastane de. Ama öyle bir yıkımdır ki hayat pek kimse kalmaz bizi tanıyan, tanıyanlar da inatla yıkımın bizi değiştirdiği konusunda iknaya çalışır. Bilmem bilirler mi ; 72 saat enkaz da karanlığı beklemek insanı değiştirmez de ne yapar?
Artık yok o tanıdığınız insanlarda sizi tanıyanları birer birer toprağa karıştırdınız. Koskocaman enkazların, yıkıntıların arasında birileri iyileştiğinizi umarken siz hala enkazdaki gibi cılız sesinizle sessiz sessiz bağırıyorsunuz:
“Evet var!.. Sesinizi duyan var. Peki, siz benim sesimi duyuyor musunuz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder