Kardeşimin mezuniyeti sebebiyle bir sürü veda konuşması dinledim. Hemen hepsi klasik bir kaç söz söyleyip indiler sahneden. Hatta aralarında sahnede kürsüye yürümesi konuşmasından uzun süren gençler vardı.
Ben olsaydım veda konuşmama çıkarken çalan şarkı " sarhoş cafer " olurdu. Konuşmama da Dr. House'a, Dr. Who'ya, Dr. Walter Bishop'a, Da Vinci'ye, Erasmus'a, Frank Underwood'a, teşekkürle başlardım. Behzat Amir'e selam çakmadan geçmezdim elbet.
En önemlisi Leyla'lara ve Mecnun'a, İsmail abiye teşekkür ederdim. ( not: önce Funda'ya teşekkür ederdim ama onu buraya sığdıramayız. )
Sınava saatler kala sabah kendime gelmemi sağlayan Nihat Sırdar'a da teşekkür ederdim. Akşamları koştur koştur gittiğim tekelin sahibi abiye teşekkür ederdim.
Paspas'a, Carlos'a, Kurabiye, Tarçın, Karabiber ve Şekerpare'ye teşekkür ederdim.
Uzun bir konuşma olacağı kesin böyle böyle gider muhtemelen sonunda mikrofonu açık tutan abiye teşekkür ederimle biterdi.
Kardeşim kısa konuştu.
"Hepiniz hoşgeldiniz,
Afyon'a ilk gelişimde beni "hep yanındayım kızım" der gibi elimden tutup getiren babama, her vedalaşmamızda "kızım ne yapar orda tek başına" diye düşünüp içini sızlatan anneme, her daim varlığını yanımda hissettiğim abime ve siz değerli hocalarıma teşekkür ederim.
Ayrıca, Soma'daki maden kazasında ve Bosna'daki sel felaketinde hayatını kaybeden yurttaş ve soydaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum."
dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder